Ne yaşadık da bugün markete giderken aklımızda tutmamız gereken üç dört parça ürünü bir kağıda yazmadan ya da telefondan mesaj olarak almadan alışveriş yapamaz olduk?
Mevcut dünya düzeninin koşuşturmacası bizim için neyin önemli ya da gereksiz olduğunu bize dayatırken, kontrolümüzü tamamen bu düzene ve teknolojik aletlere bırakmamız bizi bugün tembelleştirirken yarın aptallaştıracak.
Artık "her şeyi bir yere kaydedeyim, lazım olursa bakarım" furyası hafızamızı zayıflatırken; TODO list uygulamaları ile ne adım atacağımızı bir yere girmek zorunda kaldık.
Neden? İş dışında bir yapılacaklar listesi yapmadan niye hayatımızı organize edemiyoruz? Yapmamız gerekenler yeterince önemli değil mi? Yoksa yöntem mi hoşumuza gidiyor? Eğer öyleyse neden devamlılığı olmuyor?
Çünkü amacımız gerçekten yapılacakları yapmak değil; onları görünür kılıp bir yere yazdığımızda, sanki yapılmış hissi vermesi.
Yapılacak bir işi yazmak, sanki yarısı bitmiş, tamamlanmış hazzı verir.
Neyi amaçlıyoruz peki burada? Ya da bir amaç arıyor muyuz sahiden? Bir şeyleri farklı araçlara yaptırmak, kişisel hayatımızda da bizi farklı beklentilere sürüklüyor.
Otomatize ettiğimiz işler; "günlük yaşantımda şunu da otomatikleştirebilir miyim?" ya da bizim yerimize başkasının (AI) yaptığı iş, "günlük hayatta acaba ben değil de başkası yapabilir mi/yapsa?" gibi bir beklentiye sokuyor bizi. Farkında olmadan sorumluluklarımızdan kaçmaya çalışıyor gibiyiz.
Peki, bunlar kısmi olarak gerçekleştiğinde elde ettiğimiz bu avantajı nasıl değerlendiriyoruz? Bir işi biz değil de başkası yaptığında; o kalan vakitte, o işten daha değerli veya bize daha fazla katkı sağlayacak bir şey yapıyor muyuz? Hayır. İşte bu sebeple tüm bunlar aslında bize katkı sağlamak yerine bizi ancak acizleştiriyor.
Bir işi otomatikleştirmek, başkasına delege etmek sadece o işin değerini azaltıyor.
Çünkü değerin karşılığı olan "emek" ortadan kalkmış oluyor.
Emek olmayınca yapılan işin bir kıymeti de —en azından kendi yaptığın zamanki kadar— olmuyor.
Sonuçta ne yapmalı? Bu acizliğe nasıl bir son vermeli?
Günümüzde en büyük problem buna boyun eğiyor olmamız, buna razı oluyor olmamız.
Fikrimce bu acizliğe bir nebze iyi gelecek, en azından azaltacak şey şudur: İnsan katkısı.
Bir şeylere el sürmek, kendin yapmak (emek vermek) ve bunu yaptığın zaman ancak kıymeti olacağı fikrini benimsemek.
Bugün bize anlamlı gelen, önemli olarak atfettiğimiz şeylerin çoğunluğu; insan ile etkileşime geçmiş, temasa geçmiş ve bizde anı olarak yer almasını sağlamış olan yaşadıklarımızdır.
Deneyimlerimizdir.
Ve bunların hepsi, eğer bu sürecin doğrudan içindeysek gerçekleşiyor.
Unutmamak gerekir ki her şey insan içindir.
Ve insan; duyguyla, hissiyatla, anılarla var olur.
İnsan, insanla ve kendisiyle etkileşime geçmelidir.
Dipnot: Bu yazı yapay zekâ(AI) tarafından üretilmemiştir.